DOLAR 32,3254 0.03%
EURO 35,1191 0.93%
ALTIN 2.416,770,42
BITCOIN 22544484,00%
Mersin
28°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

X

NASIL BİR ADALET ?

ABONE OL
13 Mayıs 2015 12:23
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hukuk gün geçtikçe korkunun esiri olma yolunda ilerliyor. Süreci takip eden vatandaşlarımız korkuya kapılıyor ve Tv’lerde ki Show programlarında kendisini unutuyor.

Geçen hafta ülkemiz açısından büyük bir dava görüldü MİT TIR’larının durdurulması soruşturması kapsamında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçlamasıyla 4 savcı ve 1 hakim tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcı ve hakimlerin bu süreci yaşarken izledikleri soğuk kanlı tavır hukukun üstünlüğüne darbe vurulmasına rağmen yine de ‘’galiptir bu sefer mağlup’’ havasındaydı.
Bir şeyler gerçekten değişir mi, bizlerde yutkunmaktan yara olan tok boğazımızla bekliyoruz. Bu durumun nasıl buraya geldiğini ise merak ediyor ve araştırıyorken 10 gün önce başka bir hukuk savaşında tutuklanan hakimin savunmasına takıldım kaldım..

Tıkanıp kalmama neden olan konu ise , 67 Polis ve Hidayet Karaca’yı tahliye kararı verdiği için tutuklanan 32.Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Mustafa Başer’in , 7 sayfalık mahkeme sorgusunda tüm süreci anlatmasıydı. Başer, ilk kez polislerin reddi hakim talepleri geldiğince Adalet Komisyonu Başkanı ile görüştüğünü, reddi hakim talebinin reddine de karar verirken savcılığın dosyayı göndermediğini ifade etmişti. Dosyayı okumadan karar verdiği iddialarına ilişkin “okumadıysam nasıl bu kadar kapsamlı bir gerekçeli karar yazdım” diye soruyordu Hakim Başer.. Ayrıca tüm bu süreçte hiçbir itirazın olmadığını anlatırken tahliye müzekkerelerini yazarken UYAP’ın kesildiğini ifade etti.
Başer ayrıca, polisler hakkındaki dosyada soyut iddialar dışında delil olmadığını ifade ederek şunları söylüyordu : “bana okunan soyut tutanak gibi delillerden başka delil olmadığını gördüm. Burada benim yapacağım iki şey vardı. Ya hukukçu kimliğimi elime alarak karar vererek çoluk çocuğumun sıkıntı çekmesini göze alacağım ya da ben görmedim ben duymadım gibi hukuki olmayan gerekçelerle karar verecektim. Benim de çoluğum çocuğum var. Bir karar veriyorsunuz korktum. Ama çoluğumun çocuğumun yüzüne bakabilmek için hukuka uygun bir karar verdim ve vicdanen rahatım. Verdiğim karar da usul ve esas açısından hukuka uygun bir karardır”

Daha çok düşünmeye ihtiyacım olduğunu hissederek sesten uzak insandan uzak bir yürüyüş yaptım. Yarını ve sonrasında çocuklarımıza bırakacağımız hayatı düşündüm.! Korkmadım desem yalan olurdu, korktum sonra aklıma ‘’ Bir yürüyüş eylediler sabahtan’’ şarkısı dolandı tekrar cesaretlendim, şimdi mi K-O-R-K-M-U-Y-O-R-U-M.!

Aklıma takılan en büyük soru ise şu ; Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçu.!Yahu arkadaş o tırların içerisinde silahlar var diye muhaliflere gidiyor diye bu ülkede yayın yapan onlarca yayın grubu haber yapmadı mı ? Daha sonra yayın yasağı uygulanmadı mı ? Yani bir ulusun bütünlüğüne kast edecek silahlanmaya karşı yapılan bir hukuk mücadelesini Cebir ve ortadan kaldırmak olarak değerlendireceksiniz, ama bunu vicdanen yapan hukukçuları ise paravan siyaset gündemine oturtacaksınız, aklım almıyor.!

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.