TARSUS GÜNDEM

ANTİK ÇAĞDA KİLİKYA VE TARSUS’TA PARFÜM

ANTİK ÇAĞDA KİLİKYA VE TARSUS’TA PARFÜM
98 views
19 Kasım 2022 - 20:56

Yazı:vALİ İHSAN ÖKTEN

Parfüm ya da kokulu yağlar, binlerce yıldır insanlar için önemli olmuştur. MÖ 7000’lere  kadar giden örnekleri bulunan parfüm ya da kokulu yağların önceleri aristokrat sınıf için üretildiği, sonraları ise tapınak ya da kutsal alanlardaki törenlerde, evlilik ve cenaze törenlerinde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Günümüze dek yapılan araştırmalarla, parfümün kullanımının Mısır, Mezopotamya, Doğu Akdeniz kıyıları ve Anadolu’da olan yoğun üretimin, sonraları Batı Akdeniz’in  yerleşimlerine yayıldığı saptanmaktadır. Yapılan çalışmalarda Kilikya bölgesi de özellikle Roma İmparatorluğu döneminde parfüm, krem, merhem gibi güzel kokulu ürünlerin bolca üretildiği yer olmuştur.

Yapılan arkeolojik veya define avcılarının kazılarında küçük kil, taş, mermer ya da cam şişecikler bulunmuştur. Bunların bir kısmını arkeolojik  müzelerini gezerken bazı camekânların içinde birkaç santimlik, kimisi çok  güzel işçilikle yapılmış, süslenmiş, yüzlerce veya binlerce yıl öncesinin emek ve göz nurunu yansıtan şişecikler olarak görürüz. Bu şişeciklerin altında “Unguentarium” yazdığını görürüz. Ungo kelimesi unguentarius, -ia, -ium şeklini aldığında “sürünmek, sürmek” anlamından çok uzaklaşmamış, kelimeye eklenmiş olan bu ekler, fiile sıfat anlamı katmış, bu sıfattan da unguentarium,- i, n. bir meslek grubuna karşılık gelmesini sağlamıştır. Sağlamış olduğu bu meslek grubu “Parfümcülük” tür. Son olarak unguentum kavramının da “parfüm” olarak kullanıldığını kaynaklardan öğrenmekteyiz.

Unguentarium krem, yağ, merhem gibi kelimelerin Latince karşılığı olan “Unguenta” sözcüğünden türetilmiştir. Özellikle mezar buluntusu olarak karşımıza çıkan unguentariumlar pişmiş toprak, cam, altın, gümüş, kurşun ve alabasterden yapılmışlardır.

Cam unguentariumlar MÖ 1. yüzyılın ikinci yarısından itibaren serbest üfleme tekniğinin ortaya çıkmasıyla birlikte çok yaygın olarak üretilmiştir. Muhtemelen bu döneme kadar kokulu yağlar ve merhemlerin saklanması için seramik unguentariumlar kullanılmışken, cam unguentariumların ortaya çıkmasıyla beraber bu yaygınlık azalmıştır. Bunun temel sebebi de camın içerisindeki maddeyi seramik gibi emmemesi ve  geçirgen olmamasıdır. Tabii camın şeffaflığını, zarafetini ve hafifliğini de unutmamak gerekir.

Unguentariumlarda form özelliklerine göre çeşitli tiplere ayrılmıştır. Soğan gövdeli, çan gövdeli, makara tipli, tüp biçimli, iğ gövdeli gibi değişik şekillerde tiplere ayrılan bu cam kaplarda en önemli özellik uzun silindirik boyundur. Boyunun bu şekilde işlenmesinin sebebi içerisine konulan değerli yağların birden akmaması ve kolaylıkla uçmamasıdır. Ağız kısmı genellikle dışa çekilerek tekrar içe katlama ile oluşturulur. Taban ise düz veya içe çökertilmiştir.

https://html.scribdassets.com/93rwvdwd6o8fnxi7/images/9-2177d2ad6d.jpg

Resim: Çeşitli formlarda unguentariumlar

Unguentariumlar, yağ ve kozmetik ürünlerin yanı sıra renklendiriciler, merhemler ve ilaçları saklamak içinde kullanılmıştır.  Bu yüzden bu kapların yoğun olarak üretildiği yerlerde koku, merhem, ilaç gibi ürünlerin de üretiliyor olması gerekir. Merhem ve kokuların üretildiği yerlerde yoğun olarak karşımıza çıkması buralarda üretiminin olduğunu söylememizi de kolaylaştırmıştır.

Antik çağda, parfümler arasında en itibarlı olanlar Delos adası ve daha sonraki bir dönemde Mendes adasındakilerdir. Bu saygınlık derecesi, bunların yalnızca karıştırılma biçimine ve göreli  orantılarına değil, aynı zamanda içerikleri oluşturan bileşenlerin mükemmel uyumuna bağlıydı. Korint’ten gelen iris’in  parfümü, Kyzikos’unki moda olana kadar uzun süre en yüksek itibar gören parfümdü.  Aynı şey Phaselis’ten güllerin kokusu için de geçerliydi, sonradan ünü Neapolis, Capua ve Præneste’ninkiler tarafından gölgede bırakıldı. Kilikya’daki Soli’den elde edilen safran yağı uzun bir süre diğerlerinin ötesinde bir üne sahipti ve daha sonra Rodos’tan; bundan sonra Kıbrıs’tan œnanthe’nin  parfümü moda oldu ve daha sonra Mısır’ın parfümü tercih edildi. Daha sonraki bir dönemde Adramytteum’unki moda oldu ve daha sonra Kos’tan gelen mercanköşk merhemi  ile yer değiştirdi, bu da daha sonradan aynı yerden gelen ayva çiçeği merhemiyle değiştirildi.  Daha sonraki zamanlarda Phoenicia, bu son ikisinin imalatında Mısır’ı gölgede bıraktı, ancak Kıbrıs’ın en iyi merhemini üretme ününü bu ülkeye bıraktı. Atina panathenaicon’unun ününü ısrarla korumuştur.

Romalı doğa tarihi yazarı Plinius (Plinius Secundus),  otuz yedi kitaptan oluşan Naturalis Historia (Doğa Tarihi) adlı kitabında özellikle parfümün Roma’ya getirilişi (Pliny, Nat. Hist. XIII. Cap 1-4) ve bu kokuların üretildiği yerler konusunda Tarsus’ta “Pardalium” olarak adlandırılan bir ünlü bir merhem, Antalya-Phaselis kentinde gül kokusu ve Kilikia-Soli’de safran üretildiğinden bahseder (Pliny, Nat. Hist. XVIII, Cap. 2). Tarsus’ta yapılan bu ünlü merhemin  günümüzde bileşimi ve karıştırma şekli  pek bilinmiyor.  Araştırmada   “o bitkinin çiçeklerinden nergis merhemi yapmayı bıraktılar.” ifadesi  merhemde kullanılan bitkinin çok güzel kokulu nergis çiçeği olduğunu anlayabiliriz.

Mısır ve Mezopotamya, Hellas ve Girit’te ele geçen pişmiş toprak tabletlerde parfüm üretimi ve kullanımıyla ilgili ayrıntılı bilgiler olduğu görülmektedir. Homeros, Hesiodos, Thukydides, Herodotos, Theoprastus, Plinius, Athenaios gibi çok sayıda antik yazar parfümden söz etmiştir. MÖ. 7. yüzyıldan itibaren parfüm ticaretinin yaygınlaştığı dikkat çekmektedir. Bu tarihte, Doğu Akdeniz’e doğru olan ticari hareketlerin etkisi göz ardı edilmemelidir.  Roma İmparatorluk Dönemi’nde, parfüm üretimi ve kullanımıyla ilgili yazılı belgelerin artması, üretimin yaygınlığı, parfüm şişelerinin artması ve günlük hayatın her alanında parfümün yer alması dikkat çekmektedir. Günümüzde parfüm üretimi farklı nedenlerle önemini kaybetmiş ya da üretimi azalmış olsa da, antik Anadolu’da parfüm üretimin önemli olduğu, ünlenmiş örneklerinin olduğu ve ihraç edildiği dikkat çekmektedir.

Parfüm üretiminde kullanılan hammaddeler büyük oranda Doğu Akdeniz’deki yerleşimlerden sağlanmıştır. Parfümün, Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemlerinde yaygın kullanımı dikkat çekicidir. Hellenistik Dönem’de ortaya çıkan ve Roma İmparatorluk Dönemi’nde kullanılmaya devam eden parfüm kaplarıdır. III. Aleksandros’un MÖ. 3. yüzyılda, Mısır başta olmak üzere, Doğu Akdeniz yerleşimlerindeki yayılım politikasıyla birlikte, bu yerleşimlerdeki cam ustalarını Batı’ya göndermesi, parfüm üretiminin artmasına paralel olarak, cam parfüm kaplarının üretimin ve ticaretinin artmasına neden olmuştur. Roma İmparatorluk Dönemi’nde, parfüm üretimi ve kullanımıyla ilgili yazılı belgelerin artması, üretimin yaygınlığı, parfüm şişelerinin artması ve günlük hayatın her alanında parfümün yer alması dikkat çekmektedir. Günümüzde parfüm üretimi farklı nedenlerle önemini kaybetmiş ya da üretimi azalmış olsa da, antik Anadolu’da parfüm üretimin önemli olduğu, ünlenmiş örneklerinin olduğu ve ihraç edildiği dikkat çekmektedir. Antik yazarların anlatımlarından ve arkeolojik kazılarda ele geçen verilerden, Anadolu’da binlerce yıllık bir parfüm geleneği olduğu anlaşılmaktadır. Kyzikos, Adramytteion, Ephesos, Pergamon, Sardis ve Klikya’da Tarsus gibi  bazı merkezler parfüm üretimi ve ticaretiyle öne çıkmışlardır.

Parfüm yapımında kullanılan materyaller hakkında Athenaios da eserinde önemli bilgilere yer vermiştir. Athenaios, parfümlerin, vücuda sürülerek kullanıldığı için merhem olarak da adlandırılabileceğini belirtmiş, bu merhemlerin belirli yerlerde yapıldığını ve bazı bölgelerin kullanılan hammaddelerle ün kazandığını bizlere aktarmıştır. Buna örnek vermek gerekirse, Athenaios, Phaselis’te güllerin en mükemmelinin olduğunu ayrıca Napoli ve Capua’da da güllerle yapılan parfümlerin güzel olduğunu, Hint sümbülünün özünün Tarsus’ta iyi olduğundan bahsetmiştir.

Roma İmparatorluk döneminde Tarsus Kilikya eyaletinin başkentidir.  Antik Çağ’da Tarsus, felsefe okullarının bulunduğu ve filozofların yetiştiği bir kent olmanın yanı sıra farmakoloji ve tıp açısından da önemli bir yerdir. Antik Çağ’da Tarsus’ta sadece felsefe de değil, tıp ve eczacılık alanında da çalışmalar yapıldığını göstermesi açısından önemlidir. Tarsuslu Areios’ta Antik Çağın hekimleri arasındadır. Bir diğer isim de, M.S. 1. yüzyılda yaşamış olan, hekim ve farmakoloji bilgini Pedanios Dioskorides’tir. Tarsuslu eczacı-hekim. M.Ö. 1 yüzyılda yaşamış olan Areios’a ilişkin hiçbir belge günümüze ulaşmamıştır. Onun varlığını ise Dioskorides’ten öğreniyoruz. Antik Çağ’da, Kilikya Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Anavarza kentinde doğmuş olan ve Farmakolojinin babası sayılan Pedanios Dioskorides, İskenderiye’de tıp eğitimi görmüş ve Roma lejyonlarında görev almış.

Dioskorides, Anadolu’da seyahat ettiği dönemlerde, Tarsus’a da gelmiş, burada da çeşitli bitki ve çiçeklerden örnek toplayarak, hocası Tarsuslu hekim Areios (Aryus) ile birlikte eczacılık üzerine çalışmalar yapmıştır. Dioskorides, ilaçların ham maddesi olan, bitkilerin özelliklerini anlattığı kitabının önsözünde, eczacılık ve ilaçlar üzerine çalışan hocası Tarsuslu Areios’a mektuplar yazmıştır. Tarsuslu Areios’u, Dioskorides’in yazdığı ve tıp tarihçilerince, Tıp Ansiklopedisi olarak da anılan De Materia Medica (İlaç Bilgisi Üzerine) adlı kitabını, hocası hekim   Areios’a ithaf etmesinden öğreniyoruz. Dioskorides antik çağın ve dünyanın ilk farmakoloji kitabı olan Materia Medica kitabında 700’den fazla bitki ve 1.000 ilacın listelenmiş halini yazmıştır. 40-80 yıllarında yaşayan, Materia Medica kitabı XV. yüzyıla kadar tıp ve eczacılık okullarında  temel eser olarak varlığını sürdürmüştür.

Dioscorides’in kitabından da anlaşılacağı gibi Kilikya bölgesi  bitkisel açıdan çok  zengindir. Aynı saptamayı Plinius’ta yapar. Konunun Tarsus’la ilişkisi açısından bakıldığında, her açıdan bu kadar zengin bir coğrafya da Roma İmparatorluk Döneminin iki başkentinden biri olan ve o dönemde en zengin ve entelektüel kentlerden biri olan  Tarsus’ta krem, merhem ve parfüm üretiminin olması son derece normaldir.

KAYNAKLAR:

1-Süleyman Kaynak. Horos’un Gözü. Yakın  Kitabevi Yayınları. İzmir. 2021. Sayfa 77-79

2-Uğur Pişmanlık. Antik Çağdan Günümüze Tarsuslu Hekimler https://www.altinsehiradana.com/Makale/antik-cagdan-gunumuze-tarsuslu-hekimler/944/

3-Fevziye Eker.  Antikçağ’da Cam Kap Formlarının Kullanımı Üzerine Bir Deneme.    Gaziantep University Journal of Social Sciences, 17 (4), 1248-1261, 2018

4-Erendiz Özbayoğlu.  Notes On Natural Resources Of Cılıcıa: A Contrıbutıon To Local Hıstory.  22-Erendiz Özbayoglu (dergipark.org.tr)

5-Aynur Civelek. Antik Dönemde Parfüm.  “Antik Dönemde Parfüm” | Aynur Civelek – Academia.edu

6-Özlem Özlü. Antik Çağda Parfüm. Antik Çağda Parfüm (ekstrembilgi.com)

7- Meryem Karakurt. Antik Çağ’da Parfüm. Tez. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı. 2019

 

 1045

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.